Neler Okuyabilirsiniz?

Bu blog; İnsan Kaynakları, Endüstriyel Psikoloji, Genel Psikoloji ve Örgütsel Davranış üzerine yazılar içermektedir.

Doğal, içten ve hayatın içinden bir bakış açısıyla...

Sosyal Medyada >>
Enetkili25ik
Yeni Yazılarımdan Haberdar Olmak İçin

E-posta adresiniz:

Facebook
Twitter

Aylık arşiv: Ocak 2015

Hadi Kuşağın Eskisi Yenisi Var, Peki Kişiliğin / Karakterin?

Fena halde sıkıldık biliyorum. İşin ehli olanlar ve yeni kuşağın temsilcileri hariç, birçok kişi defalarca kuşaklar hakkında konuştu ve tüketti.  Bizde farkındalıktan geçip sıkılmaya varan farklı boyutlara ulaştık.

Elbette böyle bir girizgahtan sonra bahsedeceğim konunun özü bu değil ama bağlantılı. Karşılaştığımız hemen her olayda, “bu falanca kuşaktan, ondan böyle” diyoruz ya, işte son zamanlarda ayyuka çıkan bir sorun yok mu sahi?

Yaştan değil o baştan, karakterden diyesim geliyor. Bir dönem doğmuş olan bütün insanlar aynı fabrikadan çıkmış gibi olabilir mi? Ayırt edici genel özellikler elbette var, bunları araştıran işinin ehli uzmanlar da. “Günümüz gençleri ailelerine çok düşkün ve arkadaş gibi olmaktan rahatsızlık duymuyorlar“ örneği mesela. Doğru ama biri “bağlı”, diğeri “bağımlı” olabilir, dışarıdan aynı gibi gözükse de aynı değildir işte.  İşe alım süreçlerinde de, vakaları yorumlamada da en yanıltıcı taraflardan biri bu, her şeyde olduğu gibi bu

konuda da ne yazık ki çok hakim olduğunu düşünen bolca yönetici var.

Sınıflandırmadan bıkmadık mı? Hepimiz hem aynıyız, hem farklı. Birlik bilincinin çok daha fazla konuşulduğu bu dönemde, kategorize etmenin dibini yaşıyoruz. İkilikler insanı çok zorlayan, yargıya sürükleyen, eleştiriye iten yegane şeylerden biri. Hayatta siyah beyazdan çok grinin tonlarını da unutmayalım, salt kitap cümlesi mi yani?

Her şeyden önce, önyargısız, kritersiz, bir sınıfa sokmadan bir insanı tanıyalım. Karakterini, kişiliğini anlamaya çalışalım. “Ben”i haklı çıkarmaya çalışmaktan ya da bir gruba ait hissetmeye çalışmaktan dolayı karakteri, kişiliği, özü öne çıkaramaz olduk, hem de birçok ölçüm aracına rağmen. Sadece işe alımda değil, mevcut çalışanlar için planlanan her şeyde bunu yapalım. Her ne kadar modern yaşam karakteri aşındırıyor olsa da, insanın bir özü var değil mi?

Karakter iyi ya da kötü bir şey değil, ancak hepimizin güçlü karakteristik özellikleri var. Pozisyona, departmana, kurum kültürüne uyumda öngördüğümüz önemli olan özellikler neler? Şirketini değil de yöneticisini terk eden çalışanların, gitmeden hemen önce yaşadığı çatışma; değerlerin uyuşmaması ve karakterlerin / egoların savaşması kaynaklı değil mi? İşe alımı en iyi şekilde yapsak da bazen öngöremediklerimiz olduğu doğrudur, asıl gerçekler iş başında yaşanıyor, deneyimleniyor ise o zaman hem çalışanlar hem de şirket üst yönetimi, karakter – kurum kültürü gözlüklerini takmayı ihmal etmesin. Fena halde susadım önce “insanın özünü” anlamaya. Yaşamın bütününde kaçınalım dedikçe içine düştüğümüz “kategorize etmek” bizi içten içe çökertiyor. Karakter ve kişilik ile ilgili daha fazla detay, başka bir yazının konusu olsun.

Benim 2015 yılında iş dünyası adına en

büyük dileğim ise, bir yerlerde “önce karakteri işe alanlar, sonra yeteneği eğitenler” gittikçe çoğalsın. Sadece bu yıl değil önümüzdeki birçok yıl aynı dileği sürdürebileceğimi biliyor olsam da çok umutluyum. Gelecek güzel gelecek.

karakter

Beni Aynalayan Herkese Binbir Teşekkür

Diyorum ki kendime: sen sanıyor musun ki her yaşadığın hedefsiz, boşu boşuna? Her kim çıkıyorsa karşına, her ne yaşıyorsan, bir amacı var.

Özel hayatımızda daha çok inandığımız bir durumdur bu, peki ya çalışma arkadaşlarımızın ya da yöneticimizin bize ayna olmasına ne demeli? İş hayatı da yaşamın en büyük

sahnelerinden biri değil mi? Birbirimizi aynalamak, birinin bize bizi göstermesi binlerce eğitimden daha kıymetli değil de nedir içsel yolculuk için?

Gelişme” yolculuğumda, beni en çok zorlayan buydu. Benimle birlikte yürüyen öğretmenlerin hepsinin söylediği aynıydı, karşında beğenmediğin ne varsa sende de var. Niyeymiş o? Çünkü sende olmayanı göremezsin, fark edemezsin de ondan. Okurken kolay da, derin düşününce tonlarca taş ağırlığında bir etki yaratıyor her defasında. Bilmek yetmiyor, sindirmek de zaman alıyor çünkü.

Biri bize kendi karanlığımızı aynaladığında, farkında olmak, kabul etmek ve gerekli dersi almak şart. Rahatsızlık veren durum ortadan kaldırılamasa bile şunlar oluyor:

1- Gitmen gerekli ise müthiş bir cesaret geliyor.
2-Kalmayı https://www.acheterviagrafr24.com/viagra-definition/ seçiyorsan, o kişinin daha “sevimli” yüzünü deneyimlemeye başlıyorsun.

Şikayet etmekten ve suçlamaktan, farkındalıkla şükretmeye geçince oluyor bunlar.

Bir süre önce koçumla çalışırken bir şeyi fark ettim, ben her zaman çok “meraklı” olduğumu düşünürüm. Kendimi tanımlarken sıklıkla merak kelimesini de kullanırım . Beni tanıyanlar da öyle söyler. Hakkında daha önce bir yazı bile yazmıştım. Peki nasıl bir merakmış benimkisi? Fark ettim ki, bu bir “çocuk merakı” değil, bilişsel, fayda odaklı bir merak. Peşinden bazen yargılamayı, bazen filtreleri de getiren. Bir süredir üzerinde çalışıyorum ve çok değişik sonuçlarını görüyorum.  Merakımı çocuk merakına dönüştürdüğümden beri ve buna öncelikle en yakınlarımdan başladığımdan beri olan şu, herkesle ilk defa tanışıyor gibiyim. Ailemi, yöneticilerimi, çalışma arkadaşlarımı “öğrenilmişliklerden” arınmış halde, yargılamadan izliyor ve konuşuyorum. Ne kadar ayıp, insan gibi karmaşık bir ansiklopediyi hiç değişmeyecekmiş gibi “mevcut filtreler” ile yargılamak. Ben değişiyorum da, herkes aynı mı kalıyor? İnsan her yaşta

şaşırıyor, her yaşta yeni bir

şey öğreniyor. Hücrelerimiz de ruhumuz da her an değişiyor ve biz bir gün önceki insan ile aynı insan değiliz.

Güzel bir hatırlatma: her gün yeni bir gün, sürekli yenileniyoruz. Aynıymış gibi hissetmemizi sağlayan tek şey zihnimiz ve değiştiremediğimiz düşüncelerimiz.
Hayat düz çizgi değil ve evet güzel şeyler de oluyor. Zihnimizdeki “eski kayıtlar” burnumuzun ucundaki en yakınlarımızdaki değişimi, onların özünü görmemizi engelliyor.
Her değişim, önce benden başlıyorsa, ben değiştiğimde dünya değişiyorsa, karşılaştığım her “can” tekamülümde bana aynaysa, çocuk merakı ile bizi bize gösterenlerle “yeniden tanışmak” için ne bekliyoruz? Bugün değilse ne zaman?

aynalama