Neler Okuyabilirsiniz?

Bu blog; İnsan Kaynakları, Endüstriyel Psikoloji, Genel Psikoloji ve Örgütsel Davranış üzerine yazılar içermektedir.

Doğal, içten ve hayatın içinden bir bakış açısıyla...

Sosyal Medyada >>
Enetkili25ik
Yeni Yazılarımdan Haberdar Olmak İçin

E-posta adresiniz:

Facebook
Twitter

Aylık arşiv: Şubat 2015

Renault Akademi MBA Programı

Renault Mais bünyesindeki Renault

Akademi, İstanbul Bilgi Üniversitesi ile ortaklaşa düzenlediği bir MBA Programı ile yetkili satıcılarına MBA eğitimi veriyor. Bu proje, otomotiv sektöründe bir ilk. Aynı zamanda bu eğitim projesini İnsan Kaynakları bloggerları ile paylaşarak bir ilki daha gerçekleştirdi Renault Mais. Bu nedenle öncelikle Renault Mais Genel Müdürü İbrahim Aybar’a, organizasyon için Renault Mais İletişim Direktörü Umut Canpolat’a ve ekibine nazik davetleri için ve bizi buluşturan Fatoş Karahasan ile Müge Ateş’e çok teşekkürler.

renault akademi 2

Akademi, Renault Mais bayilerindeki ikinci kuşağı Renault kültürü ile tanıştırmak ve akademik formasyonla buluşturmayı amaçlıyor. Geçtiğimiz yılın başında başlamış olan, 9 ay devam eden ve toplam 26 gün süren bu mini MBA programında, işletme yönetimi, duygusal zeka, değişen dünya dinamikleri, ilişki yönetimi, inovasyon, veri analizi, finansal tablolar, veri analizi, iş simülasyonu gibi modüller mevcut. Program aynı zamanda Fransa Renault ziyaretlerini de içeriyor. Programdaki eğitmenlerin üçte biri Bilgi Üniversitesi akademisyenleri olup, kalanı iş dünyasından çeşitli profesyonellermiş. Asıl amaç markanın kültür ve stratejisini bu genç kuşağa aktarmak ve onların da kendi işletmelerinde gerekli değişimi yaratmalarını ve bu kültürü aktarmalarını sağlamak.

Genel Müdür İbrahim Aybar, genç kuşak yetkili satıcıların bir önceki kuşağın yerini aldıklarında onların engin tecrübelerine ilaveten günün değişen vizyonuna da hakim olmalarını amaçladıklarını belirtti. “En çok inandığım kelime “sürdürülebilirlik”, karar aldıktan sonra kararlılığın devam etmesidir, bu nedenle program sonrasında mezunlar birbirleri ile iletişimde kalmaya devam ediyorlar. Günümüzde cuanto cuesta viagra en farmacia fark yaratmak ancak insanlarla mümkün. İnsanla fark yaratmanın peşindeyiz, değişim yönetimi ile hitap edelim istiyoruz bu nedenle mottomuz “drive the change”. Her şey insanın yetişmesine bağlı, aynı şekilde aidiyet, iç ve dış müşteri memnuniyeti, imaj ve algı yönetimi de oldukça önemli” dedi.

renault akademi 1

Program için çok fazla ön koşul yok, ikinci kuşak yetkilisinin ve tüm ailenin bu program için istekli olması ve katılımcının programı takip edebilecek where can i buy levitra altyapısının olması yeterli. Davet sırasında iki tane program mezunu ile tanışma fırsatımız oldu. Birinin iç mimar, diğerinin sanat eğitimi almış olduğunu öğrendik. Bambaşka mesleklerden gelmelerine rağmen, bu program sayesinde entegrasyonun daha kolay olduğunu, eğer bu program olmasaydı aile işletmelerinin başına geçtiklerinde zorlanabileceklerini belirttiler. Programa katılanların işletmeleri, Türkiye ortalamasının üzerinde ticari başarıya sahipmiş, bu da program için bir metrik aslında.

İbrahim Bey ile sohbet gerçekten çok keyifliydi. Konuşmasının bir yerinde şu bilgiyi de paylaştı. Yurtdışında, farklı ülkelerde üretilmiş Renault marka araçların içinde en kolay Bursa’da üretilen araçların satılabildiğini aktardı. Sebebini sorduğunda, Türkiye’de üretilen araçların daha kaliteli olduğu ve sorun çıkarmadığı için kolay satılabildiği bilgisini almış. Türkiye olarak ürün üretirken de satarken de aslında iyi bir noktada olduğumuzu aktardı. Evet, bunları duymaya ihtiyacımız var.

Renault Akademi MBA programı, incelenmeye, dinlemeye, aktarmaya değer bir vaka çalışması . Bu projeyi güzel bir yemek daveti ile bizimle paylaştıkları için ve özellikle blog yazarlarına kıymet verip destekledikleri için tekrar çok teşekkürler.

MCT İnsan Kaynakları Zirvesi 2015 – Sahne Senin!

Geçtiğimiz yıl benden bize yolculuk ederken başlamıştık aslında, madde dünyanın bizi ne kadar yorduğundan, ruhla kalple hareket ederek, ancak biz diyerek büyümenin mümkün olduğundan bahsetmeye.

Bu yıl da benzer bir eksendeydik aslında. Bu yıl da ruh dedik, kalp dedik, akıl-beden dengesi, zihin-duygu birlikteliği dedik. Somuttan çok soyuttan söz ettik, evet beynimizle biliyoruz ancak kalbimizin, iç sesimizin, ruhumuzun asıl kaynak olduğundan bahsettik.

Hayatın her alanında her an “sahnedeyken” gerçekten nasıl varlık gösterilir? Hepimiz için “sahne bizim”. Varlık göstermek sadece cismen mi olur? Unvana mı bağlıdır, cinsiyete mi?

Kimi anlarda terapi tadında, çokça ruha hitap eden bir zirveydi. Beklenti somut, elle tutulur birçok şey ile ayrılmaksa eğer zirveden, konuşulanların çoğu havada kalmıştır. İçe döndüğümüz, bildiklerimizi hatırladığımız, asıl gerçek “bu” diye sezgiyi, iç https://www.acheterviagrafr24.com/generic-viagra/ sesi, dengeyi işaret ettiğimiz iki gündü benim penceremden.

mct insan kaynaklari zirvesi 2

Tek https://www.viagrasansordonnancefr.com/ tek oturum özetlerinden ziyade, birbiri ardına gerçekleşen bütün sunumlardan bana kalanları, aralarda aklıma da not ettiğim güçlü sorularla aktarmak istiyorum en çok. Bazı oturumlar ise başlı başına yazı konusu…

İnsanın farkı, kıymeti davasındadır. O zaman öncelikle davan ne ise onu bul. Zaman, farkındalıkla, cesaretle, yaratıcılıkla var olabilen ve bağlanabilen liderlerin zamanı. Hiçbir şeye zamanım yok, yetişemiyorum derken zamansızlığa ne çok kıymet verir olduk… Üstelik zaman bulamadıkça suçlu hissetmek de cabası. Hayatımızın kendisi “mesajımız” ise durup bir içimize bakmalıyız her şeyden önce. İlham veren anlara ihtiyacımız var ve bunu yavaşlayarak, zaman yok zannederken belki çocuğumuzla bile ilgilenirken boş zamanımız

olduğunu anlayarak yapabiliriz. Yaratıcılık, odaklanma kendimize ayıracağımız bu ilham anları ile gelebilir.

Hayatlarımızda travmalar ve zorlu anlar yaşıyoruz, iyi ki oluyor çünkü insan ancak böyle “gelişiyor”. Her ne yaşıyorsak yaşayalım içimizdeki sese hep kulak verelim. Küçük çocukların sesleri kıymetlidir, mucizevi değişimlere ön ayak olurlar. Zihne esir değillerdir çünkü, kalple hareket ederler. Biz de bu dengeyi yakalayabilmeliyiz. Sırtımıza birçok kimlik yüklenerek büyüyoruz peki yetişkin olarak şimdi hangi kimlikler ile ilerlemek istiyoruz? Bir kişi için de bir organizasyon için de tek bir doğru yoktur. Hem kendimiz hem kurumlarımız için “kendi doğrumuzu” bulmalıyız. Aynılık yaratıcılığı öldürür bu yüzden çeşitlilik çok kıymetli. Global olabilmek de öyle. Hem farklılığın gücüne, hem de birliğin kuvvetine ihtiyacımız var.

mct insan kaynaklari zirvesi 1

Enerjisinden oldukça etkilendiğim ve sunumlarını çok sevdiğim Tanyer Sönmezer dedi ki, bir lider ortada yokken, aslında bazı şeyler ile hala oradadır. Sözleri, hikayeleri, ritüelleri, sembolleri ve yaratılan mitler ile her daim anılırlar. Dr. Binney ise olmanız gerektiğini düşündüğünüz lider değil olabildiğiniz lider olun dedi. İdeal şuymuş demekten çok kişiye uyan pratikler, lideri daha gerçek, daha samimi kılmaz mı? Muhtemelen kendi olabilen liderler için üretilen mitler de bir başkadır.

Modern yaşam beynimiz bilir dese de, kalbin etki alanı beyinden büyük. Ruh ve kalp beyne hizmet ediyor. Beşeri bilimde radikal değişim yaşıyoruz bu çerçevede. Mola verip içimizde ne olup bittiğine bakalım ve kendimize soralım:

Sesin altındaki sesi duymak, görünenin ardını görebilmek, özümü daha çok açığa çıkarmak için ne yapabilirim?

Bir şeyi ne kadar çok istersem farkındalık o kadar eyleme dönüşüyorsa, ne kadar motiveyim?

Anda kalmak performansı maksimize ediyorsa eğer neler anda kalmamı sağlar?

Sistem adına taktığım gözlükler bakış körlüğü yaratabiliyorsa, kendim ve kurumum için özgün neler geliştirebilirim?

Nasıl daha gerçek olurum? Ne zaman ve nasıl yardım alabilirim?

En son ne zaman değiştim? En son ne zaman değiştirdim?

Yaşam amacım, oksijen kaynağım nedir? Kalbimi hızla çarptıran nedir? Olabileceğim en iyi ben kimdir?

Her yeni gün aileme, çevreme, ülkeme, dünyaya ben ne verebilirim?

Zihnimiz bu sorularla meşgul iken, zirveyi Mercan Dede ile kapatmak paha biçilemezdi. Bu kadar ruh demişken, ruhu da ancak böylesine besleyebilirdik.

mct insan kaynaklari zirvesi 3

MCT Zirvelerindeki atmosferi seviyorum. Ardında büyük bir emek olduğunu da biliyorum. Tüm MCT ekibine emekleri ve nazik davetleri için bir kez daha çok teşekkürler. Özellikle Alper Utku, Didem Gürcüoğlu Tekay, Tanyer Sönmezer ve Mehmet Özel’e.

2016 yılında ise Smart Simplicity diyeceğiz. Ülkemizin içinde bulunduğu bu günlerde tam bir yıl sonrası için özellikle umut dolu olmak istiyorum. Karmaşıklığın içinde nasıl yalın olabileceğiz, biz gelecek yıl neleri konuşuyor olacağız derken bu yıl için her şeyin düşündüğümüzden çok daha parlak ve umut dolu geçmesi tek temennim…

Yan Haklar: Araban kadar konuş, telefonun kadar bağlan!

Enflasyon zammı ya da performans zammı hatta ücret iyileştirmesi bile, maaş paketlerini ne kadar yukarıya çekebilir ki? Üst yönetim ve insan kaynakları, maaşları hangi seviyeye kadar yükseltebilir, bunun sonu var mı? “Medyan”ın üzerinde maaşlar verilen sektörlerde dahi “limit gökyüzü” durumunun söz konusu olmadığını hepimiz biliyoruz.

Elbette sadece “para” için çalışmıyoruz, üretebildiğimizde ve kendimizi huzurlu hissettiğimizde daha mutlu çalışıyoruz. Keşke herkes kalbindekini yapabilse ancak bazı gerçekler hayallerin ötelenmesine yol açıyor. Kalbimizden geçen yerine para kazanabildiğimiz işi yapıyoruz. Diğer yandan hayatı kazanmak kadar ruhu beslemek de önemli; her şeyde olduğu gibi bu noktada da denge elzem.

Asıl önemli olan, huzur, güven, değer desek de hadi biraz “maddeden” gidelim. Madem ki maaşları sürekli arttıramıyor ve elbet bir noktada “tatminsizlik” yaşıyor ya da yaşatıyoruz, elimizdeki diğer aracı kullanma vakti gelmiş oluyor. Evet, yan haklar…

Uzun yıllardır, sağlık sigortası, öğle yemeği, araç-benzin gibi yan hakların büyük bir artıymış gibi sunulmasının ardından bunların zaten minimum gereklilik olduğunu anlamamız uzun sürmedi. Halen büyük bir destekmiş gibi sunabilen şirketler olsa da, yol yardımı, yemek-içmek, şirket organizasyonları, sağlık sigortası gibi destekler artık “minimal yan haklar”dan sayılıyor.

Dünyanın birçok yerinde “şaşırtan” yan haklar olduğu gibi, ülkemizde de farklı uygulamalar olduğunu görmek güzel. Glassdoor’un ücret ve yan haklar konusunda en tatmin edici 25 şirketi sıraladığı listenin ilk üçünde Google, Costco ve Facebook var. Esnek çalışma saatleri, masajlar, günün her saati yiyecek, yılda birkaç kez prim, geniş çaplı sağlık sigortaları, Hawaii’ye ya da Las Vegas’a seyahatler gibi yan haklar mevcut. Tatmin edici yan haklar sağlamanın çalışan iş tatminini ve performansını arttırdığı ve bu durumun rekabette işveren lehine eli kuvvetlendirdiğine inanılıyor.

Gerçekten böyle mi? Maaş dışında zengin yan haklar sunmak ve bu yan hakların kalitesi motivasyonun anahtarı olabilir mi?

Yıllar önceydi, bir adaya bize göre hatrı sayılır bir paket sunmuştuk. Kabul edeceğinden de öylesine emindik, ancak öyle olmadı, teklifi reddetti. Gerekçesini hala unutmadım, “biliyorum maaş daha yüksek ama mevcut şirketimde kullandığım araçtan daha düşük bir markalı arabaya binmek istemiyorum”!? Neden? “İtibar meselesi.”

Aynı maaşla sadece ailesi de sigortalı olacağı için ya da daha fazla destekleyici yan unsur bulunduğundan başka bir işe geçenlerin olduğuna da birçok defa şahit oldum. Birkaç gün önce çok sevdiğim üst düzey bir arkadaşımla konuşurken, iş değiştirmek istediğinden bahsetti. Sohbetin bir yerinde dedi ki “belki arabam x değil y marka olsa, telefonum a değil de b olsa daha farklı bakabilirdim.” Arkadaşımı yakından tanıyorum ve manevi https://www.acheterviagrafr24.com/viagra-en-france/ unsurları maddi olanakların önüne koyan biridir, bu yüzden özellikle nedenini sordum. “Çünkü, yan haklar iyileştiğinde şunu anlıyorsun; şirketim bana değer veriyor. Şirketlerde ne kadar çok paranın nerelere harcandığını hepimiz biliyoruz. Güven duymak, değer verildiğini bilmek, başarılı olduğunu hissetmek için bazen maddi kazanımlardan yola çıkmak gerek” dedi. Psikolojik olarak da şöyle bir algımız olduğuna inanıyorum (istisnalar olsa da) “daha pahalı olan, daha kalitelidir”. Nitekim Yale Üniversitesi tarafından yapılan araştırma sonucu da bu doğrultuda. Kaliteyi kim sevmez, değil mi? :)

Bu genel bir kanı ise elimizde gerçekten bir anahtar var demektir. Peki bu konuda geniş çapta bir araştırma yapılmış mıdır? Ne mutlu ki, bu hafta gerçekleşecek İK Zirvesinde harika bir oturum var, üstelik davetiyesi ya da bileti olmayanlar için girişin ücretsiz olacağı bir oturum bu. Merakla ve dört gözle bekliyorum!

Oturuma katılmak için: http://www.premiumkiralama.com/premium-kiralama-ust-duzey-motivasyonun-anahtari.aspx

 

canel yan haklar